İnsanın düşleyerek istediği herşeyi elde edebileceğini,ama her insanın bir I'm inin yani benliğinin genişliği düzeyince düşleyebileceğini,isteyebileceğini, insanın başına gelen ve gelecek olan bütün olaylardan sadece kendisinin sorumlu olduğunu anlatan, mutlaka okunması ve tavsiye edilmesi gereken mükemmel bir kitap.
Kitapta sıradan bir insan(kitaptaki söylemi ile) ve hayatına onu mükemmelleştirmek,özgürleştirmek ve düşleme sanatını öğretmek üzere giren Dreamer ile yaşadıkları roman şeklinde anlatılır.
Hepsiburada.com da yeralan kitabın içinden alıntılanmış sözler:
Size ‘öğretilen ve anlatılan dünyanın’, anlatıldığı gibi olduğunu söyleyenler sadece anlatanlardır. Korkmanız, çekinmeniz, endişe etmeniz gerektiği söylenen her şey, bu betimlemenin pençesindeki insanların fikirleridir. Oysa bunlar olumsuz duygulardır ve hiçbiri dünyaya geldiği haliyle insanın mayasında olan hisler değillerdir. İnsan korkusuz doğar. Korku, zorla ‘öğretilir’.
Hastalıklar ‘öğretilir’. Ne hastalıklar, ne ilaçlar, ne de tedaviler gerçektir. Hastalıklar, benlikteki olumsuz yöndeki değişimlere karşılık gelen semptomlardır. Onlar bizi ancak kendimizi kanalize etmemiz gereken düşünce şekli için uyarma amaçlı ortaya çıkabilirler. Bizi fiziken zor durumda bırakmak için değil.
Hayatınızda önünüze çıkan herkesin özel bir görev ile karşınıza geldiğine emin olun. Ve ona varlığı için teşekkür edin. Özellikle düşmanınızsa.
Herkes sizi gösterir. Çünkü herkesi siz yarattınız. Bu dünyayı siz yarattınız. Bu sizin dünyanız. Sizi arayan arkadaşınız sizsiniz. Çalışanlarınız, üstleriniz, aileniz, hepsi sizsiniz. Yay da, ok da, hedef tahtası da; hepsi sizsiniz.
Önünüzde gelecek varken, geçmişle uğraşmayın. Ama geleceği de yeni bir ‘eski geçmiş’ yaratmak için yaşamayın. Onu şekillendirin; bu kez şekillendirin; geçmişinizin tekrarlarından kurtulun.
Mea Culpa’ felsefesini inkar ederek yaşamaktan vazgeçin. Başınıza gelmiş ve gelecek her şeyin tek sorumlusunun kendiniz olduğu gerçeğiyle barışmayı reddettiğiniz her gün tedavi süreciniz gecikecek, ‘yeni bir eski geçmiş’ için her seferinde yeni bir adım attığınızla kalacaksınız.
Başınıza gelmiş ve gelecek her şey, düşünsel faaliyet kalitenizin, olaylar dünyasına uyarlanmış halidir. Düşlemezseniz, yaratamazsınız. Gerçek, düş artı zamandır. İnanmak için görmeyi beklemeyin. İnanın ki, görebilin.
Beden olmadan düşleyemezsiniz. Düşleyen bedendir. Ona çok iyi bakın.
Gereğinin ötesinde yiyecek, içecek, gereğinin ötesinde uyku, gereğinin ötesinde seks, hiçbir şeyin çözümü olmadığı gibi, çözümün üstünü örten uyuşturuculardır. Uyuşturucu almayın. Beyninizi örtmeyin. Orada geleceğiniz şekilleniyor.
Dünyadaki en büyük ekonomik gerçek ‘mutluluk’tur. Ekonominin tanımı Mutluluk’tan başka hiçbir şey değildir. Her zaman iyi bir ekonomist olun.
Düşleyin, düşleyin, düşleyin. Düş, var olan en gerçek şeydir.
10 senedir yaşadığım Bağcıların tarihi merak edenlere
Bağcılar, Osmanlı döneminde Rum ahalinin yaşadığı Mahmutbey Nahiyesi'nin köylerinden biridir.
Mahmutbey nahiyesi İstanbul'un en eski yerleşim merkezlerinden olup 11 köyün kendisine bağlı olduğu bir yerleşim merkezi idi. İstanbul Belediyesi İstatistik Müdürlüğü'nce "İstanbul Şehri İstatistik Yıllığı 1930-31" adlı eserde bu köylerden altı tanesinin isimleri şunlardır: Avaz Köyü, Ayapa Köyü, Ayayorgi Köyü, Çıfıtburgaz Köyü, Vidoz Köyü ve Yeni Bosna Köyü. Zamanla bu köylerin isimleri Ayaparazlı olarak, Litros Esenler; Vidos Güngören, Ayayorgi Kayabaşı, Nifos Kocasinan ve Çıfıtburgaz ise Bağcılar olarak değiştirilmiştir.
Mahmutbey Nahıyesi 1950'li yıllarda içinde jandarma karakolu, sağlık merkezi, eczanesi, postahanesi, Elektrik Birliği,sineması, misafirhanesi, köy muhtarlığı ve okul müdürlüğü lojmanı bulunan bir köy konağına sahipti. 1990'lı yıllara gelindiğinde hiç bir alt yapısı olmayan, çamur içinde yüzen sokakları ve caddeleriyle büyük bir köy hüviyetine bürünmüştür. Bu çarpık kentleşme 1992 yılından itibaren modern şehirciliğe geçiş sürecinde belediyemize çok büyük zorluklar yaşatmıştır.
Bağcılar, 1992 yılına kadar Bakırköy Belediyesi'ne bağlı bir yerleşim birimi iken Kirazlı, Güneşli ve Mahmutbey semtlerinin birleştirilmesi sonucu 3806 sayılı yasa ile müstakil belediye ve ilçe haline getirilmiştir.
TARİHİ ESERLER
Tarihi eser açısından çok zayıf bir beldedir. İlçemizde buna rağmen küçük de olsa belirli tarihi kalıntılara rastlamak mümkündür.
Kaşıkçı Çeşmesi : Bugünkü Beltaş Kumaş Fabrikası'nın altında kalan bu çeşme, konaklama hanı, hamam ve su sarnıcı ile küçük bir külliye gibi idi. Avrupa'dan gelen tüccarlar ve gezginler burada konaklar ve bu konaklama esnasında İstanbul Şehremini'nden, şehre giriş izni aIırlardı.
Çifte Gelinler Çeşmesi : Tarihi ipek yolu güzergâhında Mimar Sinan modeli kesme taştan yapılmış olan bu çeşmede birbirlerine ters istikamette hayvanların ve insanların ayrı ayrı su içebileceği bölümler bulunmaktaydı. Ayrıca bu çeşmenin yanında yolcuların Cuma ve bayram namazı kılması için bir minber de bulunmaktaydı. Bu çeşmeden bugün herhangi bir kalıntı mevcut değildir. Ayrıca Mahmutbey Mahallemizde Osmanlı Dönemi'nden kalma Acı Çeşme, Burmalı Çeşme, Hüseyin Ağa Çeşmesi ve Demirli Çeşmeleri hala hizmete devam etmektedir.
Tavukçu Köprüsü : Bugünkü Tavukçu deresi üzerinde bulunan ve kesme taştan yapılmış kemerli bir köprü idi.
Su Kemerleri : Askeri saha içinde kalan 2 adet su kemeri halen mevcuttur.
Tarihi İpek Yolu : Tamamen düz kesme taşların yan yana dizilmesi ile asırlarca hizmet veren bu yol, köy cami ve okulu yapılırken taşları sökülerek cami ve okul duvarında kullanılmıştır.
Su Yolları : Halkalı Suları adı altında İstanbul'a su taşıyan 17 su yolundan bir tanesi de Bağcılar'dan gitmekte olup Hekimoğlu Ali Paşa Vakıf Suları adı altında bilinmektedir. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin hazırlamış olduğu İstanbul Su külliyatı isimli eserin 13. cildinde bu sudan şöyle bahsedilmektedir:
" Çıfıt Burgazı'nın arkasında Ayazma yakınındaki menbadan hasıl olup mezkur karyenin cenup tarafında delme lağım mezra ile Vidos Karye'sindeki taş ocaklarına kadar delme hasılatını daki alarak Tavukçu yatağı denilen mahalde Küçük Hamam civarında Vaki Bâlâ Dergahı Suyu katmasını alarak Mevlevihane Kapısından şehre girerek altı mermerde Küçük Hamam yanındaki teraziden üç şubeye ayrılarak birisi Hekimoğlu Ali Paşa Camii ve Hayratına, ikincisi Kocamustafa Paşa tarafındaki hayratına, üçüncüsü ise Samatya civarında Çınar taraftarına cereyan eder" denilmektedir. Bu sular vakıf suları olup daima görevli memur tarafından korunmaktaydı.
İyi yada kötü birşey yoktur, sadece düşünce onu öyle yapar.Shakespeare
Ben hiçbir zaman başarısız olursam neler olacağını düşünmem.Çünkü bunları düşünmeye başladığınızda ister istemez olumsuz bir sonuca yoğunlaşırsınız.Eğer konunun üzerine atlıyorsam başarılı olacağımı düşünüyorumdur; başarısız olursam neler olacağını değil.Michael Jordan
Hayatı yaşamanın iki yolu vardır; Biri hiç birşeyin mucize olmadığına inanmak, diğeri her şeyin bir mucize olduğuna inanmaktır.Albert Einstein
Peşlerinden gidecek cesaretiniz varsa, bütün rüyalarınız gerçek olabilir.Walt Disney
Hiç düş kırıklığına uğramayanlar, hiç umut beslememiş olanlardır.Bernard Shaw
Etiketler: başarı, blog, kişisel gelişim, yeni blog
Daha önce yazdığım blogumu çok saçma bulduğum için sildim.Hem de gpr4 gösterdiği halde.Bundan sonra kendi domainimde blog tutmaya karar verdim.Burada en iddialı olduğum konu olan Kişisel gelişim ve Başarı ağırlıklı yazılar olacak.Başka konularda olacak tabiki.İnternet, web, bilim vs... Tükiye'nin en büyük ve en bilinen bloglarından birisi yapmaya iddialıyım blogumu.